TEB Kongre Konuşması

Eczanelerimiz, özellikle son 4-5 yılda büyük bir ekonomik baskıya maruz kaldı ve gün geçtikçe kan kaybediyor. Bu kan kaybını durduracak gelişmeler, maalesef gerçekleşememektedir. Eczacı , son beş yılda, sürekli düşen ilaç fiyatları karşısında, bir yandan enflasyona ezdirilirken, öte yandan rafında bulunan ilacın fiyatının düşmesi ve bu bedelin karşılanmaması da işin tuzu biberi olmuştur. İlaç fiyatlarının dramatik düşüşü sonucu eczanelerimiz , sermayesinin %15'ini kaybetti, ve yine 2 yıl önce, bu salonda Sayın Bakanımız, stok zararlarının ödeneceğine dair söz verdi ancak bu bedeller halen ödenmiş durumda değil. Bizler, doğru iletişimle, doğru örgütlü davranışla bunların tahsilatını yapabilirdik, buna muktediriz, geçmişimiz bunun örnekleriyle dolu. Bu konuda, geçmişte Kooperatifler Birliği ve Depocular Birliği, TEB ile oluşturduğu eşgüdümlü işbirliği ile sanayi ile müzakereler yaptı ve o dönemde kayıplar telafi edildi ancak, son ilaç fiyat düşüş bedelleri ödenmedi. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği'nin, büyük bir bölümü bu ödemeleri gerçekleştirdi, ancak jenerik firmaları, özellikle yüksek mal fazlası veren firmalar, bu ödemeleri yapmadı. Olayın tıkandığı en önemli nokta ise, mal fazlalarının da, fiyat farklarının talep ediliyor olması idi. Üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen, bu tablo müzakere edilerek çözülmelidir ve bu talepten vazgeçilmemelidir.

Değerli Başkanlar, Değerli delegeler; bu süreçte, önemli bir başka olay daha yaşandı : Eczacıya, sanayi kesiminin sağladığı ticari iskontolar, sanayici ile kamu temsilcilerinin verdiği karar sonucu , aynı anda kaldırıldı. Birlikte sağlık sunumu yaptığımız diğer iki partnerimiz, bizim cebimizdeki paraya el uzattılar ki , bu hiç doğru ve kabul edilebilir bir davranış değil. Bunun, yerine konmasına yönelik büyük bir çalışma başlatmalıyız. Tüm sektörde bir müzakere süreci başlatılıp, sonuçları büyük bir hassasiyetle değerlendirilmelidir Yapılan bu uygulamalarla, elimizde sadece mal fazlası iskontosu kaldı, o da çıkışa mf yöntemiyle, tüm kesimlere aynı oran ve tutarda yansıtılmıyor. Daha fazla olanın, daha çok kazandığı bu sistemi değiştirmekle, küçük cirolu eczanelerin haklarını korurken, bu alanda yapılan bazı istismarların önüne geçmiş oluruz. Bu konuda, uzun süredir mücadele ediyoruz ve mesafe de aldık. TEB'in ve odalarımızın da bu talebi dillendirmeleri fayda sağlayacaktır.

KKİ'nin, eczane ekonomileri üzerindeki olumsuz etkisini, yıllardır ifade ediyoruz. SGK'nın bunu direkt olarak, firmalardan temin etmelerini sağlamamız gerekiyor. En azından , sayıları 30, 40'ı bulan kurumsal firmalar bu uygulamayı direkt yapsınlar, geriye kalan bölüm yine eczaneler üzerinden yürüsün ve Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu fiyatı gibi farklı uygulama ortadan kalksın; çünkü burada, eczacının karlılığı, oransal olarak Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği fiyatlar üzerinden gerçekleşmesi gerekirken bu SGK fiyatından gerçekleşmektedir ve burada hak gaspı vardır. Bunu, rakamlarla SGK yetkililerine ifade etmiş olmamıza rağmen, bu konuda adım atılmamasını anlayamıyoruz.

Fiyatlandırma Politikası

Referans alınan beş AB ülkesinin, en ucuz olanı alınıp, onun üzerinden %41 iskonto uygulayıp, dövizde yükselmenin getirdiği farkı uygulamazsanız; iflas etmiş Yunanistan'ın %28'ine ilaç satarsınız. Yani; Yunanistan ya da Portekiz'de, 100 € olan bir ilaç, bizde 28 € olmuş olur. İlacı ucuza almak güzel bir olgu, eczacı örgütleri olarak biz ilacın ucuz olmasını hep talep ettik bu konuda eylemler yaptık ancak bugün uygulanan fiyat politikaları tek taraflı uygulanan ve diğer tedbirleri barındırmayan niteliktedir. Bunun sonucunda piyasaya yeni sürülen etken maddeler ülkemize gelmiyor. Bununla da kalsa iyi, daha önce ithal edilen ürünler getirilmiyor ve hayati öneme haiz ilaçların yokluğu yaşanıyor. Tam da burada, yeni bir tehlike ile karşı karşıya kalıyoruz: Ülkede, ruhsatlanmamış sınırlı sayıda ilaç, kaçakçı, karaborsacı marifetiyle ülkeye getiriliyordu, hastaların istismar edildiği bir süreçte, bu görevi TEB üstlendi. Ancak; bugün ruhsatlı ilaçların da getirilip, arada eczane ve eczacının olmadığı bir yöntemle, bu ilaçlar hastaya ulaştırılıyor. İşte büyük tehlike de burada ortaya çıkıyor. Yarın, başka bir grup ilacı, eczacı ve eczane olmadan hastaya ulaştırmaya kalktıklarında, bu uygulama örnek gösterilecektir. Buradan elde edilen ciro, yüksek rakamlara ulaşınca da, bu alandan fayda sağlamak isteyen bazı girişimcilerin, hamle yaptığı bilgisini ediniyoruz. Burada, kendi elimizle eczacı ve eczane olmadan , hastaya ilaç tedariği yapan bir kanal oluşturmamalıyız. Bunun için de bu reçetelerin, bir eczane üzerinden kabul edilerek, burada bu hizmetin, bir standarda oturtulması gerekiyor. İlacın temini ve kullandırılmasında, eczacı mutlaka rol almalıdır. Böylelikle, TEB'in bir sorunu çözmek amaçlı, iyi niyetle hizmet amaçlı başlattığı proje, bizi vuran bir silaha dönüşmemiş olur.

TEKB olarak, SECOF bünyesinde organik bağımız olan, beş Avrupa ülkesi var ve gerekirse kurulacak üst organizasyonda her türlü katkıya hazırız. Değerli meslektaşlarım, bugünlerde İlaç tıbbi cihaz kurumu, iyi depoculuk uygulamaları ile ilgili AB normlarına uygun bir çalışma yürütüyor. Depoculuk ve dağıtım işi, baştan aşağıya yeniden gözden geçiriliyor ve tarifleniyor, burada ilacın taşınması ile ilgili standartlar netleştiriliyor. Eczacı kooperatifleri olarak, ilacın taşınmasında bugüne kadar yüksek hassasiyet göstermiş ve eczacı sorumluluğunda çalışmalar yapılmış ve bu çalışmaların bazıları, Dünya Sağlık Örgütü'ne örnek gösterilmiş ve halen izlenmektedir. Bizler, elbette ki bu alandaki iyileştirmeleri destekliyoruz , ancak hizmette en üst kaliteyi talep edip, bunun maliyetlerini göz ardı etmek doğru olmayacaktır. Bu süreçte , acil ürün sevkiyatının önünde bazı engeller oluşabilir, bu da bizi süreçte , eczanelerimizde daha iyi stok yönetimi yapmamızı gerektiren bir durum olacaktır. Burada kooperatifler olarak, iki ya da üç tekerlekli araçlarla, ilacın sevkiyatı kaldırılsa dahi, bizler eczaneye yeter sayıda hizmeti ulaştırma çabası içerisinde olacağız; ancak eczacılardan da , stok yönetimi konusunda bir çaba beklemekteyiz.

Değerli meslektaşlarım, içinde bulunulan durum ne olursa olsun, o koşullarda da çıkış vardır, bunu başarmanın yolu ; gücünü ve yeteneklerini bilmekten ve bunları en doğru şekilde kullanmaktan geçiyor. Bizlerin, kurumlar ve bireyler olarak, ortak akıl etrafında toplanıp, bu ortak aklı hayata aktarmaktan geçiyor. Kısır çekişmelerden kurtulup, geleceği birlikte kurmalıyız. Avrupalı meslektaşlarımız , kriz karşısında daha fazla kenetlenerek, kooperatiflerin pazar payını %15-20 seviyesinde arttırdılar. Biz ise, yaşanan koşullara rağmen, her şeyi eskiden olduğu gibi yaşamaya devam ederek, sorunlarımızı çözmeye çalışıyoruz. Bunun mümkün olamayacağı çok açıktır. Bunun için kurumlar olarak, çözüm önerileri oluşturup, bunu meslektaşlarımızın önüne koymalıyız. Bizler, üzerimize düşeni yaparken, meslektaşlarımızdan da karşılık beklemeliyiz. Bunun için; Eczacı Kooperatifleri Birliği olarak , her türlü işbirliğine hazır olduğumuzu belirtiriz. Yeni oluşacak TEB yönetiminden, seçildikten hemen sonra, kısa sürede bir davet beklediğimizi belirtmek isteriz.

Geçmiş dönemde görev yapan Merkez heyetine teşekkürlerimizi sunarken, yeni seçilecek olan yönetim kuruluna da başarı dileklerimizi iletir, TEB Genel Kurulunun, mesleğimize katkı sunan nitelikte geçmesini dileriz.

Saygılarımla,

Abdullah Özyiğit
TEKB Yönetim Kurulu Başkanı

" Kanaatim odur ki birleşmede muhakkak suretle kuvvet vardır. Kooperatif yapmak maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir. " M. Kemal ATATÜRK
DUYURULAR
HABERLER
ETKİNLİKLER
BASIN KÖŞESİ
İZ BIRAKANLAR
BAŞKANDAN