TEKB 26. Genel Kurul Açılış Konuşması

Değerli Meslektaşlarım,

Sevinçleri, kederleri , hayal kırıklıkları ve zorlukları  ile bir yılı daha geride bıraktık. Geriye dönüp, öncelikle sağlık alanına baktığımızda;  sadece 2014 için değil sağlıkta dönüşüm sürecinin başladığı 2003 yılından bu güne, siyasi otoritenin sağlık ve ilaç alanındaki tasarruf öncelikli politikaları ile her  yıl yeni kayıplar yaşayarak bu günlere geldiğimiz açıkça görülüyor.

Başta biz eczacılar olmak üzere, tüm sağlık çalışanları ve vatandaşlarımız  ciddi bedeller ödemeye devam ettik. Yeni eczacılık fakülteleri açılmaya devam ederken, mesleğimizin geleceğine dair kaygılarımız da biraz daha arttı.

Bütün bu olumsuzluklara karşın,  bu güne kadar hiç yılgınlığa kapılmadık, mücadeleden hiç kaçmadık ve hep daha iyiye ulaşmak için çalıştık. Önümüzdeki günlerde de asla umutsuzluğa teslim olmamalıyız.

Bizler; tarihsel mirası, toplumsal misyonu ve gelecek vizyonu ile sağlıklı yaşam hakkını temel felsefe edinmiş kutsal bir mesleğin mensubu olmanın onurunu ve sorumluluğunu taşıyoruz.

Ülkemiz, 2003 yılından bu yana uygulamaya alınan "Sağlıkta dönüşüm programı" ile sağlık politikaları açısından yeni bir döneme girmiştir.



Türkiye'de 2004 yılında yürürlüğe giren İlaç Fiyat Kararnamesi, 2005 sağlık kurumlarının tek çatı altında toplanmasıyla, tek alıcının Sosyal Güvenlik Kurumu haline gelmesi ve 2009'dan bu yana uygulanan global bütçe yöntemi, ilaç ve eczacılık alanında yıllar geçtikçe daha da belirginleşen ve somutlaşan olumsuz etkiler yaratmıştır. İlaç harcamalarında tasarruf adına uygulamaya konulan söz konusu düzenlemelerin ilaç fiyatlarında yarattığı düşüşler nedeniyle, eczane ekonomileri artık geniş ölçekli kayıplar yaşar hale gelmiştir. Sağlığa ayrılan payın son derece düşük olduğu bir ülke olan Türkiye'de, ilaca ayrılan pay bunun belirli bir yüzdesini geçmeyecek şekilde ayarlamaya çalışılınca, ilaç fiyatları sürekli baskılanmakta ve Türkiye şu anda Avrupa ülkelerinin en ucuz ilacını bulundurmaktadır.

Altını çizmek isteriz ki; bizler, ilacın bulanabilir ve alınabilir olması taraftarıyız. Hem kamu ekonomisinin korunması hem de ilaca erişim hakkı bakımından bunun gerekli olduğunu düşünüp, yıllardır bu politikanın savunuculuğunu yapmaktayız. Ancak, ilaç fiyatlarının sürekli olarak düşmesi, geliri sadece buna bağlı olan biz eczacıları ekonomik olarak zora sokmuş, bunun yanı sıra bazı ilaçların piyasada bulunamamasına neden olmuştur. Günübirlik tedavi, kanser ilaçlarının hastanelerden verilmeye başlanması, bazı ilaçların ruhsat alamaması gibi uygulamalar nedeniyle, eczane pazarı da gün geçtikçe daralmaktadır. Fiyatlar düştükçe, eczacıların gelirleri de düşmekte, ancak buna karşın giderler artmaktadır.



Eczacının her geçen gün artan eczane işletim masraflarını karşılayamayacak boyutlara ulaşması, nitelikli bir ilaç hizmetinin sürdürülebilirliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Bugün her iki eczacıdan birinin zor durumda olduğu açık bir biçimde görülmektedir.

Eczacıların bu zor durumdan kurtulabilmesi için;
SAĞLIKLA İLGİLİ TÜM ÜRÜNLER ECZANEDE VE ECZACI SORUMLULUĞUNDA SATILMALIDIR.


İnsan sağlığı açısından önemli olan ve sadece eczacı danışmanlığında verilmesi gereken gıda desteği, mama, dermo kozmetik gibi sağlık ürünleri sadece eczanelerde satılmalı, eczane dışında satışı engellenmelidir. İnternet ve medya üzerinden pazarlanan ilaç ve ilaç dışı sağlık ürünlerinin satışına derhal son verilmeli, bu ürünleri satanlara verilen cezalar caydırıcı olmalıdır. Son zamanlarda ard arda sonuçlanan mahkeme kararları da dikkate alınarak Tarım Bakanlığı bu alandaki tüm yetkilerini acilen Sağlık Bakanlığına devretmelidir.

TÜM İLAÇLAR SERBEST ECZANELERDEN KARŞILANMALIDIR.

1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren yeni bir uygulama ile tüm kanser ilaçları hastalarımıza hastaneler tarafından ulaştırılmaya başlanacaktır.  Hastanelerde ilaç kuyrukları yeniden başlayacaktır.

Bu uygulama, hastanelerin sağlıktan aldığı payı artıracak, fakat ilacın bulunabilirliği azalarak, aynı zamanda kalitesi tartışılır hale gelecektir. Çünkü bu kanser ilaçları , eczacı meslektaşlarımızın büyük  özverisi ve katkıları ile uygulamaya konulan ve dünyada bir ilk olarak kabul edilen ilaç takip sisteminden çıkacak ve sahte ilaç vakaları artacaktır. İlaca ulaşım zorlaşacak, hastalar mağdur olacaktır. Hastaneden verilen ilaçların, acil olanlar hariç tamamı serbest eczanelerden verilmelidir. Elbette devlet tasarruf tedbirleri almalıdır, ancak sağlık alanında yapılacak olan tasarrufun sadece ilaçtan yapılacağı algısı yanlış bir algıdır.  

Sağlık politikaları adına eczacı kurban edilmiştir. İlacın tek uzmanı eczacı olduğu halde , veteriner hekimlere ilaç satma hakkı, ziraat mühendislerine zirai ilaç satma hakkı, bir haftalık bir eğitimle alakasız meslek mensuplarına medikal ürün satma hakkı,  1 Temmuz dan itibaren uygulamaya konulacak olan özel hastanelere ilaç satma hakkı, bazı depolar vasıtası ile hastalara direk ilaç ulaştırma hakkı ve fırsat kollayan küresel sermayeye zincir eczane açma hakkı. Peki, yaşam koşullarının her gün kötüleştiği eczacının hakkı ne olacak? Ülkemizde serbest eczacılığın istenilen düzeye ulaşabilmesi için olmazsa olmazlardan birisi olan eczacılık meslek hakkının mutlaka verilmesidir. Avrupa'da birçok ülkede uygulanmakta olan bu sistemde,eczane eczacıları karşıladıkları her reçeteden "meslek hakkı ücreti" almaktadırlar.  

Sut, medula provizyon sistemi uyumsuzlukları, Taban fiyat uygulaması ile artan ilaç fiyat farkları, bazı firmaların KKİ'larını kamunun istediği düzeye getirmemesinden kaynaklanan eczacı zararı gibi diğer olumsuzluklar eczacıyı yaralamaya devam ediyor.Bu yaraya bir nebze merhem olabilmesi açısından, eczacıya meslek hakkı ödenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. 

Türkiye'de 10 yıldan fazla süredir uygulanan sağlık reformlarının amaçlarından biri de sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması olarak tanımlanmıştır. En yaygın sağlık hizmet sunucusu olan eczanelerin en az yarısının bin bir güçlükle yaşamını sürdüğü, eczacıların eczane maliyetleriyle boğuşur hale geldiği bir aşamada sağlık hizmetlerinin kalitesinden bahsedilemez.

Sonuç olarak; harika bir yıl değil ama , olması gerekenlerin yaşama geçtiği ,insanların savaş ve iş kazalarında anlamsızca ölmediği, işçi sağlığının önemsendiği, savaşların son bulduğu, sevgi ve barışın egemen olduğu, karanlıktan aydınlığa çıkışın başladığı bir gelecek umuyoruz.

Mesleğimiz adına, eczacıların sağlık alanında daha etkin bir rol üstlendiği, daha iyi ve daha kaliteli bir eczacılık hizmetinin verildiği ortama girilmesini ve bu vesile ile 26. Olağan Genel Kurulumuzun başarıyla geçmesini diliyor, saygılar sunuyorum.

Ecz. Abdullah Özyiğit
TEKB Yönetim Kurulu Başkanı  

" Kanaatim odur ki birleşmede muhakkak suretle kuvvet vardır. Kooperatif yapmak maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir. " M. Kemal ATATÜRK
DUYURULAR
HABERLER
ETKİNLİKLER
BASIN KÖŞESİ
İZ BIRAKANLAR
BAŞKANDAN